Aslı Orcan: 'Yetkin benim bahtım..'

‘Karadayı’, ‘Kurt Seyit & Şura’ gibi iddialı yapımların ardından reyting rekortmeni Medcezir’in kadrosuna dahil olan başarılı oyuncu Aslı Orcan, samimi açıklamalarda bulundu.

14 Şubat 2015 Cumartesi, 23:00


Aslı Orcan'ın Akşam'da yayınlanan röportajı..

Oynadığınız dizilere baktığımızda hepsi de birbirinden farklı konulara sahip. Medcezir dizisinde ilginizi çeken ne oldu? 
Farklı dönemlerde geçen dizilerde oynama şansım oldu bu da bir oyuncu için büyük bir şans. Medcezir dizisi de bu şanslardan biri diye düşünüyorum. Günümüz dizisinde oynamak, çağı yakalamış olmak çok keyifli.

Deniz, Selim Serez’e gönlünü kaptırdı. Bir erkeğin eşini kaybettiği, derin bir yas yaşadığı sırada karşısına çıkan kadın oldu. Aynı zamanda da  mesleğinde söz sahibi, başarılı bir gazeteci.  Peki siz karakterinizi nasıl tanımlıyorsunuz?
Deniz karakteri aklı başında, hayatın içinde bir kadın. Bir gazeteci, işin magazin kısmında ve mesleği gereği olan bitenden haberdar biri. Fakat mesleki deformasyona uğramamış bir kadın. Selim’in vefat etmiş eşine olan aşkını bilip, biraz da bu duyguya âşık olmuş bir kadın. Selim’e hayran, onun hayatında var olmak isteyen biri. Planlarıyla değil, duygularıyla hareket ediyor. Selim’in ailesi ve geçmiş hayatına da saygılı biri ama her kadın gibi sevilmek ve aşk yaşamak isteği de var.

KÖTÜ KADIN İYİ KADIN AYRIMINDAN VAZGEÇELİM 

Karadayı’da Serra Aşık için kilo alıyor, Kurt Seyit ve Şura’da Barones Lola için kilo veriyorsunuz. Deniz karakteri için böyle bir hazırlık söz konusu oldu mu?
Her oyuncu yeni rolüne hazırlanırken bir konsantre süreci yaşar. Mesleğini, sosyal çevresini ailesini düşünür. Tüm bunlar eline geçen senaryoda olmasa dahi kendi yaratım sürecinde kendiliğinden var olan, olması gereken adımlardır. Sonrasında fiziki görünüş, role hazırlık başlar. Oynadığımız hiçbir rolde boyumuzu uzatma veya kısaltma gibi bir şansımız olmadığına göre, başka biri görünebilmek için yapabildiğim kadarını yapıyorum. Kilo alıp vermenin yanı sıra tüm enerjinin iç aksiyonumuzda saklı olduğunu düşünüyorum.

Söyleşilerinizde sarışın kötü kadın imajının üstünüze yerleştiğinden dem vuruyorsunuz. Medcezir sizce bu imajı değiştirdi mi?
 Medcezir’de keyifle oynamamın bir sebebi de karakterimi çok sevmem, uzun zamandır böyle bir karakteri oynamanın hevesinde olduğumu itiraf etmeliyim. Rolü rol olarak değerlendiren biriyim. İyi kadın, kötü kadın ayrımı yapmam. Önemli olan bana okuyunca yaşattığı heyecan. Fakat her oyuncu farklı rolleri deneyimleyebilmek ister. Ruhunda aramak, bulmak, bulduğuna şaşırmak ister. Başka biri olmaya çalışmanın yaratım süreci sancılı ama çok da zevkli bir süreç. Evet kötü kadın rolüne ayrılan sürenin sonu geldiği için, Deniz gibi âşık ve iş çevirmeyen bir kadını oynadığım için çok mutluyum. Bu da ayrı bir itiraf oldu (gülüyor). Yine de oyuncuların birtakım kalıplarla sınıflandırılmaması gerektiğini düşünüyorum, garantici davranmak yerine şans verilmeli. Kötü kadın, iyi kadın ayrımından vazgeçelim bence...

DİZİ SAYESİNDE MODAYI TAKİP EDİYORUM 

İki dönem dizisinde oynadıktan sonra günümüz modern kadınını canlandırmak ve benzer bir hayatı sürdürdüğünüz karaktere bürünmek nasıl bir his yarattı?  
Daha önce de söylediğim gibi günümüz modern kadınını canlandırmak çok zevkli bir süreç. Teknolojinin ve moda dünyasının nimetlerinden sonsuz faydalanabiliyorsunuz ki bu en heyecan verici kısımlarından biri diyebilirim. Bu sayede modayı takip eder, yeni tasarımcıların koleksiyonlarını merak eder oldum (gülüyor). Medcezir dizisinin bana kattıklarından biridir diyebilirim...

Set genç bir oyuncu kadrosuna sahip. Yoğun temposuna rağmen eğlencenin eksik olmadığı bir set olduğu da biliniyor. Yanılıyor muyuz?
Evet genç dinamik birbirini seven bir set Medcezir...  Bunda Serenay, Çağatay ve tabii ki yönetmenimiz Ali Bilgin’in etkisi çok büyük. O kadar sakin ve profesyoneller ki bu tüm ekibe ve işe yansıyor. Büyük bir titizlikle çalışıldığı için hiçbir sorun yaşanmıyor. Herkes birbirini iyi tanımış, çok sevmiş bu çok büyük bir şans. Rol konusunda fikir alışverişleri çokça yaptığımız şeylerden biri. Bu da insanı besleyen ve motivasyonunu artıran bir durum çok şükür… Medcezir setinden yolum geçtiği için çok mutluyum.

EVLİ OLDUĞUMUZU SORDUKLARINDA HATIRLIYORUZ 

İstanbul her manada kısmetinizi açmış olacak ki, Yetkin Dikinciler’le hayatınızı birleştiniz. Evlilik hayatınızda neleri değiştirdi?
Valla kısmetim mi açıldı, kalpler mi bir şekilde yolunu buldu bilmiyorum. Yetkin’i kısmetten çok bahtım olarak görüyorum. Her konuda anlaşabildiğim, tecrübesi ve hayat görüşüyle ilham veren biri ama evli olduğumuzu sadece bize soru sorduklarında hatırlıyoruz, hayatımızda hiçbir değişiklik olmadı.

Yetkin Bey’in oyunculuktaki başarısı tartışılmaz. Hayat arkadaşınızla oyunculuğa dair paylaşımlarınız nasıldır ?  
Yeni bir senaryo elime geldiğinde en büyük heyecanım bir an önce Yetkin’e okutmak olur, fikrini alırım, üzerine konuşuruz.

Sizin oyunculuğa dair en büyük hayaliniz nedir?  
Oyunculuğa dair en büyük hayalim ilk akla gelen olabilmek. İyi oyuncudur diye anılabilmek. Kariyer planınına inanıp, bir yandan da istemeye ve öğrenmeye devam etmenin peşindeyim.

Yoğunluğunuzdan dolayı her diziyi takip edemiyorsunuzdur fakat bir oyuncu olarak da sektöre dair fikir sahibi olmak gerekiyor haliyle…  
Üçüncü sezonunda olan Karadayı’yın başarılı işi olarak görüyorum. Senaryosu, oyunculuklarıyla vazgeçemediğim bir dizi. Birçok başarılı işte maalesef derdini anlatamadan ekranlardan ayrılıyor. Bu sektörde en içime sinmeyen durum bu açıkçası. İyi senaryoya, meselesi olan işlere bayılırım, bir derdi, bir anlatısı olmalı. Böyle işlerin fark edildiğine inanıyorum. Hikaye tek anahtar, izleyicinin kalbini o açıyor.

‘Her işin zorluğu vardır’ denir. Oyunculuğun zorlukları nelerdir? 
Zamansızlık ve sürekli sabırlı olmayı gerektirmesi bence en büyük zorluğu. Sabırsız insan oyuncu olamaz. Sette sahneni beklerken de, oynamayı arzu ettiğin rolü de sabırla beklemek zorundasın. Bu süküt etmek hali, bazen zor geçebiliyor...

Magazin, hayatınızın neresinde?
Magazin hayatımızın her yerinde bence. Komşumuz, bakkalımız, manavımız, arkadaşımız… Merak etme duygusu engellenemeyen bir duygu… Beklentimi sorarsanız tüm bunların karşılıklı saygı ve seviye çerçevesinde olması...