At at bitmiyor...

30.1.2019 08:01:00 | 221 kez okundu

NECEF UĞURLU

NECEF UĞURLU AT AT BİTMİYOR,

ATMASYON DİYARINDA

KAYDA GEÇSİN


At at bitmiyor, her gün bir gazeteden bir medya gurubundan tensikat haberi, hangi fabrikalardan atılan insanlar bu kadar haber duyduk veya arkalarından ağıtlar yakıldı?

Yıllarca işlerinden olanlar, güvencesiz çalıştıran çoluk çocuk, minibüste kilitlenmiş cayır cayır yanan zavallı işçi kadınları ya da madende üzerine beton dökülen bahtsızları haber yapmayı görev bilen gazeteciler elbette oldu, her meslekte iyiler var hepsi öküz vurdum duymaz, arsız görgüsüz değildi  yaşayanlara Allah uzun ömür ölenlere rahmet olsun ama hiç birinin haberleri bu tensikatları kadar ses getirmedi.

Bütün bunlar olup biterken ‘çorbadan’ gazeteciler yıllarca duymazdan geldiler, şimdi lanetlenmiş gibi maşayla tutup atıyor bir el hepsini yıllarca sıranın kendilerine gelebileceğini düşünmemek nasıl bir güvenceye sırtını dayamaktır?

Ve ne gariptir şimdi nerede ise herkes kapı önüne koyulduğuna göre  bunlardan haber verecek kimsede kalmadı…

Yepyeni ekipler kuruluyor, gelenlerin gidenlerden ne eksikleri var temeli üzerinden bakılırsa hiç bir eksikleri yok hatta fazlaları olabilir, zira bu tapraklarda Atalarımız ‘gelen gideni aratır’ sözünü boşuna etmemiştir.

Atmasyonlar devam ediyor, hız kesmiyor uzun sürdü bu sefer.

Dili çalan Kayı Boyundan Ertuğrul’umuz, tomruk oyan Abdülhamid’imiz canlandırmaları sanata bakışın ‘gideni’ aratan ‘gelen’i oldu mesela.

‘Atmasyon’ çeşidi her alanda yayılmış durumda hepsi atmasyon değil tabii mesela Ajda 20 yıl sonrasına kontratlar yapıyor, herkes gibi işsiz değil, onun 20 yıl sonrası bile garantili, kız önünü görüyor, zaten arkasına hiç bakmıyor, haklı korku verici eski röportajları filan!

Ertuğul Özkök Davos'tan ayrıntılı dedikoduları veriyor, her yere davet edilmiş dolayısıyla her işin ortasından haberler.

O da katiyen işsiz değil, zaten yapısı kendisine muhtelif meşgaleler bulmaya müsait, işsiz kalmaz.

Davos’tan Dünyanın önemli insanlarıyla biliş tanış olduğunu anlatıyor ve onlardan bahsetmekten onların davet sofralarında bulunmaktan gurur duyan yazılarıyla bize önemli bilgiler veriyor aslında hakkını yemeyelim.

Beni üzen o herkesten bahsediyor ama Davos ile ilgili yabancı basını taradım kimse Ertuğrul’dan tek satır bahsetmiyor, hiç mi değeri yok Ertuğrul’umuzun, hiç mi iz bırakmadı, hiç mi dış basında esamisi okunmadı, pes bu kadarına.

Ekranlar ise her gece atış poligonu gibi atan atana, yanlız artık kulaklık dağıtılsa iyi olur atıştakilare  hem birbirlerinin hem kendilerinin kulak zarları perişan oldu atışlardan. Çok da şık durur düşünsenize masalarına oturmuşlar kulaklıkları takılı.

İşte bu şartlarda ve ABD’nin ‘Hımmmm sizi Venezuella yaparım sonra cısss‘ tehditleriyle belediye seçimlerine giriyoruz.

Seçimlerde kime oy verecekmişiz o tartışılıyor, anketler falan yapılıyor haleti ruhiyemizi ölçen ben en çok onlara bayılıyorum  fakat  soru sorduklarının kaçta kaçı ‘Senin soruna sokayım’ yanıtı verdi açıklanmıyor hiç.

Tahminlerde bakalım kim kazanacak yarışı başladı, kraliçe kim sonuçlar belli olunca kazanan anketçi bu yıl survivorda yarışmacı olma hakkını kazanacak herhalde.

Çok şükür demokrasi var ya, ama parti başkanlarının normlarına göre demokrasi, yani aslında   seçimleri onlar yapacak ama son kararı bize bırakıyorlar kendi seçtikleri arasından… Böyle atmasyon demokrasi görülmemiş.

Kardeşlik, beraberlik, birlik mesajları aynı telefondan abonelik isteyen telefon şirketi gibi ‘Bilmem ne ailesi‘ diye arıyorlar ya, atmasyonun bu kadarı sanki beşiğimi salladılar aile imişiz gibilerinden, sanki ben ahizeden dolma telefon kablosundan olmayım, ne ailesi ulan dedirten bir seçim atmosferi.

Komik atmasyonlarda var, bir sabah programında adaylardan biri konuk en iddialılarından, adam bekliyor sorsun diye sunucu, ne gezer sunucu egomanyağı yan gözle pozunu ayarlayıp, kendini aday sanıp ne retorikler, ne tavuk pazarı birlik beraberlik mesajları veriyor konuğuna mı bu nasihatler, bize mi belli değil, öyle kaldı adam sırasını bekledi, çek git baba yahu çek git senin gibi manyakla uğraşamam desen ne kaybedersin ki?

Nereden bulurlar bu pisikopat kişiliği oturmamış adamları çıkarırlar ekranlara ve sonrası atamazlar başlarına kalır.

Hasta bunlar yerleri ekranlar değil grup terapiler, hani programdan önce anneciğini arayıp kendini okuyup üflettiğini sonrası yine aferin için aradığını duysam şaşmam.

Birde başımıza Türkiye’nin Öfkeli edalısı ülke sevdalısı olmaya baş koymuşu çıktı, taklit etmek isteye isteye parkta uyuşturucudan ne yaptığını bilmez halde şeyine fiyonk takmış yarı çıplak bulunan adamı seçmiş avaz avaz şom ağızıyla nasıl batacağımızı anlatıyor, binlerce yıl main strem medyada ağzı var dili yoktu çok mutluydu, kovulunca gelecekle ilgili öngörümleri değişti, zihni açıldı herhalde. Atıyorda atıyor.

Bu durumda insan kime oy vereceğini değil kime niye oy vermeyeceğini hesaplamaya başlıyor ve başlıyor ‘sinir liste’sini yapmaya...

Buyrun Benim Sinir Listem

1. Saçını boyayana oy yok.

2.  Daha adaylık döneminde çocuğu karısı cır cır konuşana oy yok.

3. Ticarete devam edeceklere oy yok.

4. Siyasi görüşü net olmayana oy yok.

5. Kardeşlik, birlik beraberlik nutukları atan siyanet meleği kılıklılara oy yok.

6. Sülalesinde faşist olana oy yok, şahsen 13.yy kadar iner bakarım Faşistlere kıl oluyorum.

7. Siyaseti Aileden gelme miras haline getirenlere oy yok. Oyun parkından alıtırıyor çocukları artık.

8. Sanat, film, gösteri, dinleti plancısı, bilir bilmez bu işleri oyun, eğlence sanan bulaşan veya bulaştırılmaya heveslilere oy yok.

9. Aday olduğu yerde doğup büyümemişe oy yok. Nereye seçildiğini tanımaz aday olur, Antertika’dan gelseydin bari.

10. Giyim kuşamında kendi stili olmayana oy yok hele Parliament mavisi takım elbise giyene veya bir örnek ekose ceket giyenlere katiyen yok.

11. Ramazandan ramazana iftar çadırlarında yoksulun açlığını hatırlayana hiç oy yok.

12. Tarihi Mimar Sinan Camii’nin temelini gıcırdatan mühendisleri bulana getirene oy yok.

13. Paravan olmaya teşne cahil başına her işe soyunmaya hazır belediyecilik nedir bilmeyen  kuklalara oy yok.

14. Herkesin bildiği ama telafuz edemediği haraççı, avantacı aniden zenginliği yediği herzelerin delili kimseye oy yok.

15. Şöhret delisi veya şöhretlerin kıçına takılarak ortalarda görünmeye hevesli olana oy yok.

16. Eşi vasıtasıyla iş çevirip ek gelir sağlayan veya eşini zoraki siyasi kahraman yapmak için boşuna masraf edene oy yok.

17. Her ölüm yıldönümünü  kendisine ailesine ‘Deniz Gezmiş’e sığınma günü’  yapan fakat utanmadan iktidarla tutmadığı iş kalmayana oy yok.

18. ‘Gönül işi‘ , ‘İnsana Dokunmak‘ gibi klişeleri kullanan,  gaza gelip nutuk atmak için kalabalık arayana oy yok.

19. Ekran, medya zevatıyla abi, abla samimiyetine girenler, ilk isimle hitap edenler veya dinlenen telefonunda laubali şakalar yaparken yakalananlara oy yok.

20. Sanatın hiç bir dalında kayda değer bir iş yapmayıp belki bu sefer tutar diye siyasete soyunanlara bırakın belediye seçimlerini apartman yöneticiliğinde bile oy yok.

Sizde oturun listenizi yapın, benden şimdilik bu kadar hepimize hayırlı atmasyonlar.

Kimlere oy vermeyeceğimizi belirtirsek geride kalanların, kalırsa tabii icabına bakarız zaten.

Saygıyla Kayda Geçsin Efendim.

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com