Bu Oyunu Bozan Medya ...

11.12.2017 11:17:00 | 617 kez okundu

NECEF UĞURLU

NECEF UĞURLU KAYDA GEÇSİN

Türkiye öyle veya böyle arınacak dünyanın değişiminden geri kalmayacak, başka çare yok.

Bu medya ile bu süreci atlatmak kolay olmuyor.

Bir mahkemede verilen ifadeler, iddialara, savunmalara inanıp inanmamak ayrı  konu, ama bilgi edinme hakkı meşru bir hak ve gazetecilerin görevi tam da bu, bize olanı aktarmak… Aktarana uyarı, ayar vermek değil.

Bunu bile yapamaz haldeler, aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık gazeteciliği ile New York’taki temsilcilere gaz vermelerinin faydası yok, elinde telefon gazetecilik iddiası olmayan ama kafası çalışan insanlar bunlardan daha iyi  haber veriyor.

Değişim bu, medyanın güzel insanları dünya böyle artık.

Bloomberg TV’de 29 Kasım 2017’de yayınlanan Sami Altınkaya’nın ‘Çıkış Yolu’ programının konuğu Prof. Mithat Melen’den size önemli sözler topladım, değerli sözlerin aklımda kalanları  mealen aktarıyorum.

Mesela:

Google 13 yaşında bir Hintli developerı 1.3 milyon dolara transfer etmiş, var mı bu haber bu program dışında bir yerde, dünyada var ama.

Sizler içinde Demetler, Tuba, Tarkan, Ajda, dizi mizi, PR yaptığınız filmler, şarkılar yoksa hiç bir şey  haberden sayılmıyor.

13 yaşında Hintli’den size ne, içinde Faik Bey, Bülent Ersoy, Banu Alkan olmayan Hindistan anlaşılan ilginizi çekmiyor, ne var ki onları da Google transfer etmiyor!

Prof. Melen ile devam edelim medya için diyor ki:

Uydurma çatışmalarla idare eden bir sektör, haberlerde kesme, öldürme, trafik kazası, intihar.

Eh ekranlarda sıkça görülmemesine şaşmamak lazım Melen’in, malum ekranlar birbirlerini ağırlayan konuklarla dolu, hem de birbirlerini görüyor, duyuyorlar ağızlarından çıkanı, körlerle sağırlar durumu yok, hissedemektedikleri biz izleyicilerin bıkkınlığı.

Ekranlarda  sırada sürüde insanların ‘Siz çok konuştunuz, ben konuşacağım‘ diye birbirlerinin ağızlarından sokak çocukları gibi laf kapmaca yarışı başladı. Konuklardan bazılarının moderatöre talimat verme, ters bakma, ayar verme rahatlığı kanalda kafaları kızarsa moderatörü kovdurup yenisini işe alabilecekleri güçleri olduğu izlenimini veriyor.

Söyleyecekleri laf da ‘yeni Türkiye’ iddialarına  yaraşır yeni sözler olsa bari …. Nerdeee …durmadan tekrarladıkları aynı sözler, bir şeyleri belletmeye çalışıyorlar ama etkiliyemiyorlar. Hele geçenlerde genç Akist bir hukukçu Habertürk ve bir başka yandaş kanalda aynı anda aynı lafları  söylemekteydi, biri banttan biri canlı yayında.

Bir ara aynı 2 anı, aynı anda ayrı ayrı yaşıyormuşum gibi hissettim, kabus gibi.

Ahmet Hakan bile, belli ki yoruldu, yoksa Hande Fırat’ın evlilik haberini verdikten sonra ‘Hande sana ve yeni eşine mutluluklar dileriz’ der miydi !

Eski eşe bir şey yok bari geçmiş olsun diyeydi, sanki Hande eskisini atmış, yenisini almış gibi saçma sapan bir şey oldu, kasıt yok elbette  ‘Yeni’ sözcüğü hani olmasa sanki ‘yeni’ damada da ayıp olmazdı…

Sami Altınkaya’nın ve Prof. Mithat Melen’in programa dönecek olursak;

Kavga , suçlama uydurma gündem… Dünyalı olmak varken televizyonlar sabah programlarında  ‘Yakalıyor, Yargılıyor’ diyor Prof. Melen.

Dahası:

'Serbest Piyasa ekonomisi kuralsız olmaz.

Rüşvet toplumu kandırma yoludur, teşvik, sübvansiyon ve vasatizm gitgide ağır hissediliyor.'   
Demesin mi ...

Artık adamı hiç çağırmazlar TV’lere.

Suçlamasınlar da, Allah Korusun, malum el sıktın kabahat, konuştun kabahat, oturdun kabahat , selam verdin kabahat ve hemen anında şüpheli, potansiyel suçlu ilan ediveriyorlar insanı.

Lakin böyle suçlananların kabahatleri medeni beşeri münasebetten öte değilken bu düzenekten paralar kazananlar hiç bir şeyle suçlanmıyor.

Hatta aynı programı yapanlardan 2’si içeride, en uç eleştirileri yapan iyice dışarıda, keyfine bakıyor.

Prof. Melen programın devamında:

‘Kapitalizm lafla olmaz, sermaye birikimi önemlidir, nitelik geri planda …. Yanlış ellerde .. Niteliksiz adamlar her konuyla her yerde, bunlara  prim vermeyin, ciddi sorundurlar.’ derken  kimleri kastetti acaba? 

Niteliksizler belli de, onlara prim verenler görüntüde pek yoklar, kendi yarattıkları gündemde gölgede kalıyorlar!

Mithat Hoca:

‘Çin ABD’ye 50 bin doktora öğrencisi yollamış, Rusya 50-60 bin civarı, İstanbul Üniversitesinden kaç kişi var acaba?‘ diye sordu , sahi  acaba bizde durum nedir, malum ekranlarda ‘Dr’ ünvanlı ekran konuşmacılarından geçilmiyor herhalde memlekette bu ‘doktora’ nın daha iyisi var ki alan Alana ….

Değişim palavra, büyük konuşma ile olmaz.

Sanayi devrimi bitti bu eğitim sistemi bitti  derken Prof. Melen hedefi tam ortasından vurdu.  Devamında ise aman Allah'ım çok daha ciddi bir uyarıda bulundu:

‘Hindistan, Çin büyük nüfuslar, karın doyurma tarım önemli. Suud Prens  çölde tarım yapmaya çalışıyor , petrole alternatif enerjiler kapıda 2030’lar deniyor …. Petrole bağımlılık azalınca karın nasıl doyacak? Tarım politikamız iflas, hayvancılık öyle…’

15-20 dakikalık kısa ama içeriği dopdolu ve çok anlamlı programdan size havadan yakalayıp aktarmaya çalıştığım başlıklar bunlar. Fırsatınız olursa izleyin ve yenilerini kaçırmayın.

Benim anladığım özetle  Dünyalı olmak dünyaya katmak ve katılmak demektir .

Tek başına dans değil, ‘It takes two to tango’ derler ya…

Bizim medya ise ayrıştığı mahalle yapısıyla mağaza televizyonlarına döndü kendi kendilerine yayın yapıyorlar, hepsinin kendi mahallesinin konuşmacıları, starları, şarkıcıları, yapımcıları, dizileri, filimleri var. Bazen de eski kaptanlar kendilerinden ayrılmış gitmişleri yok farz etmekle tehdit ediyor, bu eski numaradır zaten benden değilsen yoksun hımmmm!

Hiç bir şey yoktan var edilmez ve var olan hiç bir şey tümüyle yok edilemez olduğunun farkında olmaz olur mu Özkök’ümüz? Farkındadır, o olmasa yazılarında sıkça yer alan eşi Tansu Hanım hatırlatır zaten!

Özkök aslında var ettiğini vehmettikleri için hala savaşıyor. Medya Yeldeğirmenin Don Kişot’u adeta! Bu satırları yazarken gözlerimden yaşlar damlıyor…

Mahallelere ayrılan medyanın kendi mahallesinin kızlarına  laf ettirmeyen delikanlıları geçenlerde atıştılar!

Olabilir, biri dürüst bir biçimde ben mahallemin kızına laf ettirmem dedi, tamam da, o zaman    ‘Memleketin Birlik Beraberliği‘ konusunda hiç konuşma bari, birlik  bilincini aşılayacak medya zaten ayrışmış  ise bu kafayla ülkeyi mi birlik beraberlik içinde tutacak.

İki  ara bir derede gidip gelmekten yorulur ve Ahmet Hakan’ımız gibi Hande’nin ‘yeni’ eşini tebrik edersin sonra… İkisinden birini seç Altaylım.

Ee bir de tabii medya klanlarının  resmi gayrı resmi hısım, akrabalık şeması var ki daha bunları çizecek grafiker henüz anasından doğmadı, çok karışık ve hep kendi aralarında izdivaç ettiklerinden ortaya çıkan eserler biraz sakat!

Tuhaf olan aslında bütün medya mahallelerinin söylemlerinin bire bir aynı olması, şikayetleri de, siyasetleri ve ülkeye tartışma programlarında ve dizilerde önerdikleri de, bu şartlarda nasıl ayrıştılar, hiç bir farkları, ayrı gayrıları yokken çok tuhaf değil mi?

Ayrışıyorlar ama aynı şeyleri söylüyorlar, ideolojik bir ayrışma değil demek basit bir pay kavgası bunların ki , ne diyeyim Allah Ayırmasın.

Bu yüzden çok can sıktılar ve etkisiz haldeler ama böyle giderse birbirlerinin sınırlarına girmeden bir kaç yüzyıl daha yaşayacaklar.

Hangi kanalı açsak aynı şeyi izler gibiyiz. Tüm radyolarda aynı şarkıyı dinlediğinizi düşünün sabahtan akşama kadar, kabus.

Bu oyunu bozan medya kazanacak!

Bu düzeneğe öbüründen kurtuldum diye girenler ise bir türlü çıkamaz haldeler.

Çok da yoruldular, çok.

Kudüs meselesini ortaya atan Trump’a gelene kadar bunların alayı Trump ve biz neyse ki  şerbetliyiz ama sıkıldık ve yayıncılık sıkıntılı izleyici kaldırmaz.

Bir ülkenin başkentinin bir başka ülke tarafından ilan edildiği dünya tarihinde ilk defa oluyor  herhalde, bu gazla adam göl, nehir isimlerini hatta bizlerin isimlerini değiştirdiğini bile açıklayabilir diyeceğim ama zaten bütün resmi dökümanlarda başkent Kudüs (Jerusalem) olarak geçiyormuş, acaba Jerusalem’i başka bir şehir mi zannettiler anlayamadım, bu durumda Trump malum ve kabul edilmişi ilan etmiş olmuyor mu, Amerikalı diye adamın bu kadar da  üstüne gidilmez ki!

Reza Zarrab kimlik değiştirecek miymiş, bu da medyanın son sorunu.

Adam zaten Fantoma gibi hangisi Zarrab şaşırdık…. Şarkı sözü yazarı, tavuk, pirinç, coconut, altın  tüccarı... Say sayabildiğin kadar ama hepsi fiktifmiş, fakat bunca işin içinde gösteriş ve ünlü olarak yaşamayı sevip kendi medyası olmaması ne tuhaf değil mi?

Bir yapmadığı iş medya!

Yeni kimlik alacak mıy mış…. Asıl soru Ebru yeni kimlik alacak mı, yoksa hiç aldırmadan Günay’da sevenleriyle buluşmaya devam edecek mi?

Medya yorgun insanlarla dolu, yüklenebileceklerinden çok fazla yükle devam etmeye çalışıyorlar, izleyici çoktan terk etti hepsini belki bu yüzden mahalle içi dayanışma abartıldıkça abartılıyor, malum yanlızlık iletişimcilere göre değildir.

Yandaşı, güya yandaş olmayanı, yoksunuz, çoksunuz siz ne biçim ……..sunuz!

Çözemedim.

Aman yanlış anlaşılmasın hani kelimeyi yarım yazınca bok zannedenler olabilir, asla, ne haddime  ‘Sorunsunuz’ olacak.

Bakalım bu uzun sürmüş oyunu kim, hangi medya bozacak ve bir ohh diyeceğiz.

Sami Altınkaya ve Prof. Mithat Melen ezber bozuyorlar ellerinden gelen bu, az buz iş değil.

Saygıyla Kayda Geçtik Medyamızın Güzel İnsanlarını...

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com