Çirkefliğin Sonu Yok

18.12.2017 22:39:00 | 1306 kez okundu

NECEF UĞURLU

NECEF UĞURLU KAYDA GEÇSİN

Bir kediyi tekmelemek, bir köpeği zehirlemek, hayvanlara iyi muamele eden komşusuna sırf hayvansever olduğu için silah çekmek, sokaktaki hayvanları besleyen bir kadını dövmenin, bizlerle birlikte sokaklarda yaşamaya razı, yürürken usulca arkamızdan gelip eşlik eden kedi, köpeklere bir lokma yemek, suyu esirgemenin insanlıkla bağdaşır yanı olabilir mi?

Ya da yeni doğmuş kedi yavrularını kutuya koyup ormana atmak, ölüme terk edebilmek hangi vicdana sığar?

Kırıntılarla karın doyuran, bir susam tanesine veya pogaçadan düşmüş gözün zor seçtiği bir kırıntıya talip bir serçenin masanıza konması, tedirgin baş sallayışlarıyla ufacık parçayı alıp uçuşu, sonra zarar gelmediğini görünce tekrar bu sefer başka serçelerle gelişi birden çay pogaça, simitten   oluşan gariban sofrasını bir sabah şölenine çevirirken yaşamınızı iyileştirmiyorsa ilacınız yok demektir.

Orman yangınlarında nereye gideceğini bilmeden canhıraş sağa sola kaçışan hayvanların çığlıkları yüreğinizi yakmıyorsa nerede kaldı eşrefi mahlukat olma hali?

Hayatınızda kaç defa bir hayvan tarafından ısırıldınız, ekmeğiniz elinizden alındı, kovalandınız, iftiraya uğradınız, kalbiniz kırıldı, küstürüldünüz, peki bütün bunlara dost bildiğiniz insanlar tarafından kaç defa maruz bırakıldınız ve hepsi insandı değil mi?

İnsanın kendi cinsinden görmediği dostluk, sadakati köpeğinden gördüğü çoktur öyle ki bazen köpeklerin sahiplerine olan sevgilerinin kendilerine olan sevgilerini aştığı görülmüştür.

Ölen sahibinin iş dönüşü trenden inmesini kar kış demeden umutla bekleyen bir köpeğin filmi yapılmaz mı, yapıldı zaten. Hayvanlarında öyküsü vardır .

İnsanlarla hayvanlar arasındaki ilişkide hayvanlarıyla konuşanlar bile var. Hayvanların hiç cevap vermemelerinin bir anlamı olmalı, bence duymadıkları, anlamadıklarından değil... Sacit Kardeşime göre yakında konuşacaklarmış zaten.

Liyakat ise bazen bir hayvanda sahibinden çok daha fazla olabilir ne var ki işe alınma, demokraside  temsil talepleri söz konusu değil.

Bir hayvanı sevmeden gönül gözü açılır mı insanın, sanmam.

Hayvanlar üzerinden insanlık dersine de hiç itirazım yok, ama ‘Bir toplumun ahlaki gelişimi hayvanlara muamelesinden belli olur’ diyen Gandhi ömrü insan haklarını, özgürlükleri, ezilenleri  savunmakla geçirmiş bir insandı unutmayalım. Emperyalistlere, kolonistlere kafa tuttu, hani derler ya demir çarık asa, tam da böylesi.

Hayvan sevgisi, hayvan haklarını savunmak bir başına, ne insanlara ne hayvanlara yetmiyor ve samimi görünmüyor.

Demek istediğim eşitsizlik, haksızlık, siyasi komplolar, şehitler, çocuk işçiler, madende üstüne beton dökülenler, açlık sınırının altında çöplükte yiyecek arayanlar, kadınların kıyasıya dövüldüğü , çocukların maddi manevi istismar edildiği, çocuğunun cesedini sırtına vurup karda 16 kilometre yürüyen adamın yaşadığı bir ülkede yalan, dolan ne varsa hayatı zehir eden  bunlara itirazsız  sadece hayvanı için gözyaşı dökmek meselenin çözümüne yetmez, işin ciddiyetine gölge düşürür.

Bütün bunlara susanlar zaten nasıl hayvan sevebilir?

Sevmek her zaman riskli bir iştir.

Hele  sevdiklerin, sevmediklerin  bütün canlıların yaşama hakkı için  mücadele, onlar için baş kaldırmak cesaret ister ve biri diğerinden ayrılamaz.

İnsan sevmeyen hayvan nasıl sever, hayvan sevmeyen insan sevebilir mi?

Anlayana Sivrisenek saz, anlamayana ne yazsam az.

Topyekun ele alınacak meselelerin içinden seçip  kendine göre gündem kırıp sarmaya alet olmak  bizim medyaya bile yakışmıyor.

İnsan doğasına uygun düşmeyen bir çirkefliktir gidiyor.

Eleştiri hakkının yerine PR yapan medya dengeyi sağlayamıyor. Oysa 4. kuvvet olmanın şanıdır bu denge. Dünya medyasında çirkefliği çiziverirler bırakın baş tacı etmeyi.

Tuttuğu takımı gol yiyince birden yabancı antrenöre karşı milli duyguları harekete geçen  mi istersiniz, oynadığı film yarışmadan elenince sağa sola çemkiren mi, yahu filmin trolü olur mu  beğenmeyenlere çemkirmek için insaf yahu bu çirkeflik kime ne hayır getirir?

Eleştirmenin yasak ama çirkefliğin serbest olduğu sanat nerede görülmüş?

Dünyanın sorunları, ölçüleri artık global, çözümleri de bu bağlamda aramak varken yerel hödüklüklerle Uygar Doğu hem içinde yer almak istediği hemde işine gelmediği, kaybettiği zaman  eleştirdiği Batı’ya nasıl bende varım diyecek?

Çirkefliğin bir sonu olmalı, birbirimizin suratına bakamaz halden aynalara bakamaz duruma gelerek nereye kadar gideceğiz.

Çirkefliği Kayda Geçirdik efendim, Elimizden Gelen Budur

Saygıyla,

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com