Ne Fark Edecek Hissi ...

4.1.2018 14:13:00 | 713 kez okundu

NECEF UĞURLU

NECEF UĞURLU Ne Fark Edecek Hissi Bizi Yiyip Bitirirken

Cem Yılmaz Filmi Medya’yı Alarma Geçirdi


KAYDA GEÇSİN

Çürümeden, yolsuzluk, haksızlıklardan uzak, haksız rekabetin, nepotizimin son bulduğu bir ülkede fark yaratabilecek ve toplumu ileri götürebilecek çok insanımız olduğuna inanıyorum, Allahın geri zekalıları, yeteneksiz ayrıcalıklıları herhalde burada toplanmadı, ne inanca ne evrim teorisine sığar.

Herkes evrildi de yani bir bu toprakların insanları mı inat etti?

Allah tarafından diyemiyeceğim birbirinin lanetine  uğrayan dünyanın en süzme yalancı, hilebaz,  tapon insanları burada mı toplandı ?

Bir yandan da bir ‘jeopolitik‘ takıntısıdır gidiyor, insanımız mankafa fakat jeopolitiğimiz iyi mi demek istiyorlar anlayamadım, anlayan beri gelsin, yani Almanya, Japonya, Belçika, Norveç, İsveç jeopolitiği bizden kötü de ondan mı bizden ileriler?

Gidin Allah Aşkınıza.

Bir ülkede ortak değer mankafalık olabilir mi?

Öte yandan batı tarafından takdir edilmiş Aziz Bey hariç, ‘Dahi‘ düzeyinde insanlarını tanımayan bir toplum oluşturuldu medyanın katkılarıyla.

Medya biçimlediği eğlence, kültür tüketiminde Demet Akalın’ı geçtim eşi Okan’ı ismen tanıyor olan ama dahilerinden, değerlerinden haberi olmayan bir kitleye yaslanmış vaziyette, peki onları  çoğunluk yapabildiler mi, henüz hayır.

80 milyonluk ülkede artık ne kadar güvenilirse yapılan ölçümde yılbaşında 8 milyon izleyici topladım diyen kanalda bir sevinç bir galibiyet hissi ki sormayın diğerlerini geçtim diye, mesele burada zaten öbürünü geçtin mi sayılar, datalarda ki acı gerçekler ayrıntı kalıyor.

Hala beyhude bir yırtınma devam ediyor, babadan oğula, kıza geçen kalibresi düşük eserlerin ‘yıldız’ larının nesillerinin devamı  garantisi çocuklarının kakalandığı bir toplum bırakın ileri gitmeyi  geriliği derinleştirmez de ne yapar.

Sinemamız ise Cem mi Şahan’ı, Şahan mı Cem’i geçti düzeyinde bir rekabet ve onlardan sonra gelen, 2., 3.lere kesilen bilet sayısı üzerinden özünde onları koruyucu zavallılıktan öteye gidemiyor...

Çok memnunlar, eh bu sığlıktan para kazanan memnun olmaz mı, mottoları ‘Biz bize yeteriz , gerisine geçit vermeyiz!'  Aaaa olur mu kaç tane film yapılıyor çakılmak üzere diyenlere sözüm yok, uğraşamam.

Cem Yılmaz’ın yeni filminin reklam, PR’ı memleketin en önemli haberi olma niteliğinde bulunmuş olmalı ki, entelektüel iddiası olan Halk TV bile filmin haberini ‘Yeni tiplemeler var’ müjdesi ile verdi!

Ciddi haberlerde bir filmin gösterime girdiği duyurulmaz mı, duyurulur da içinde ‘yeni tiplemeler’ var filmin içine ceviz, tarçında, tahta da koymuşlar gibi olmuş.

Medyanın ortak telaşı Cem Yılmaz’ın bu filmi için her an TV’lerde ortak yayın bekliyorum, olmuşken tam olsun, çünkü dört koldan alarma geçmiş durumdalar.

Hatta filmi izlemeye gitmeyenlere OHAL kapsamında ‘yepisyeni' KHK ile yaptırım uygularlarsa şaşmam.

Beğenmemek ise ağır suç olabilir, FETÖ’cülük, PKK sempatizanlığı, Laikliğe karşı hareket, Atatürk Düşmanlığı, Sayın Erdoğan Karşıtlığı, dış mihrakların oyununa alet olma, casusluk nedeni sayılırsa  da şaşmam, şu halimize bakın vasat güzellemesi, kutsamasıyla geldiğimiz hal içler acısı.

Sürekli gülümseyerek haber sunan başı pöstekili sunucular ise güya bardağın dolu yanını gösteriyorlar öyle ki Halkbank eski Genel Müdürü Mehmet Hakan Atilla, kendisine isnat edilen 6 suçtan beşinden “suçlu”bulundu.

Davanın Hakimi Richard Berman’ın insafına kaldı adam lakin bizimkiler ağızları kulaklarında  mahkum olduğu 5 suçu bir tarafa bırakıp kara para aklamadan suçsuz bulunduğunu haber diye veriyorlar, halimiz budur hemde hep bir ağızdan!

Bu yolun, içinde yer alanlar için sonu da yok, Medya fiyaskosunun kahramanlarından biri neticede  TV’lerin gündüz facialarından birine kaçtı…. Kötü bir Seda Sayan taklidi oldu memleket meselelerini tartışmaktan geldiği hüzünlü nokta fikri manada  saza düşmekten beter.

Kendisini ‘OrtaDoğu Kadınları’ üzerine devlet, iktidar parasıyla yaptığı ‘belgesel’ bana kalırsa gezmelerle konunun uzmanı ilan eden bir başörtülü kadın düşünürümüz ise İran’da başörtüsünü çıkartan kadınlarının özgürlük mücadelesini samimi bulmamış, kapanma özgürlüğü tamam, açma olunca özgürlük olmuyor, kaosta bile bir düzen vardır bunlarda ne idrak ne düşünce düzeni var, böyle olunca mantık hatası yapmaları  bile artık imkansız çünkü mantık yok.

Neye dönüştürülmek istendiğimiz, neye dönüştüğümüz kimlerin suçu zihinbilimcilerin bile çözemiyeceği bir halde, bu tabii çok iyi bu yüzden çözülmüyoruz.

‘İddia’ ve ‘Cevap’ hakkı diye icat olunan, TV’lerde  bir Canlı Yayın Hukuku var ki yalan dolan iftira yanılgı ne varsa ekranlarda icraa edilip sonra söz konusu kişiye cevap hakkı verilince adalet yerini bulmuş oluyor!

Nasıl değişeceğiz bu koşullarda?

Kalibresi yüksek insanları cesaretlendirerek, fark yaratan insanlarla fark yaratan bir toplum olmak varken bu gerzek zihniyete teslim olmak niye?

Fark yaratma fukaralığı sorun olmaktan çıkmış vaziyette, fena çok fena çünkü fark yaratmadan değişim için  mucize olması lazım!

Fark yaratamadan ne iç ne küresel oyunları bozmak ise hayal.

Suud Prensin danışmanlarından biri Attali yahu daha ne diyeyim!

Siyasi partiler, medya bu bakımdan bu zihniyete birbirlerinden farksız biçimde teslim olmuş vaziyetteler.   

Sermaye ise bu düzeneğin esiri, içler acısı halde, yakaladığı farkı bile riske edebiliyor, nedir o Arçelik’in canım Çelik ve Nelik Naz’ın film desteği sevimsizliği, iki robot destek verdiklerinden daha sevimli tam da bu zihniyetin ‘mecburiyet’ skalasına eklemlenmeye örnek.

İşte bu ahval ve şerait içinde siyasette kendi halinde vatandaşların onu seçsem ne fark edecek , bunu seçsem ne fark edecek diye umutsuzluğa kapılmamaları imkansız ve açıkça dile de getiriyorlar.

Hiç bir şeyin değişmeyeceğine kanaat getiren bir halk elbette mutsuz, umutsuz olacak!

Sonuçta iş başa düştü diyen insanların, çevremizde olan ayaklanmalarının bulaşmasından   korkuluyorsa ki haklı bir endişe olabilir, dünyanın, bölgemizin şu haline bakınca o zaman bu şekilde ve bu zihniyetle yürümediğini görmekte değişimi fark yaratanlarla kucaklamakta ne zarar var?

İran’da olan biteni sadece ABD oyunu olarak görmek, Gezi benzetmeleri, olanları dış dinamiklere yüklemek, kabahati başkasına atan mızıkçı çocuklar gibi konuşmak koca koca yaşını başını almış insanlara yakışmıyor.

Fark yaratmak önemli mesele, Akşener siyasi liderler arasında tek kadın lider ve hemen bu farkı avantajı oldu, yeterli mi hayır, ama ülke yönetiminde tasavvurlarında fark yaratacağına ikna ederse  tutabilene aşkolsun, hangi seçmeni derseniz Hakan Bayrakçı, Faruk Acar belki anlatırlar, beni aşar.

Saygıyla Kayda Geçsin Elimizden Gelen Budur.

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com